Nasıl ve Ne Değil! Neden?

Son dönemde fark etmiş olabilirsiniz, yayınlara biraz ara vermiştim. Daha çok ses kayıtları paylaştım çünkü gerçekten yoğun bir süreçten geçiyorduk. Video çekmek, özellikle küçük bir alanda yaşayınca, göründüğünden çok daha fazla emek istiyor. Ama artık geri döndük. Bu yazıda, yayınlarımda sık sık atıfta bulunduğum fakat bugüne kadar tek başına ele almadığım çok özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Simon Sinek’in “Start With Why” kitabı.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.

Bu kitap, en basit haliyle hayatımıza ve işlerimize bambaşka bir yerden bakmamızı sağlıyor. Günlük hayatımızda, kariyer planlarımızda ve hatta aldığımız en küçük kararlarda bile genellikle “nasıl” ve “ne” sorularını soruyoruz. Nasıl yaparım, ne yapmalıyım, ne üretmeliyim… Ancak “neden” ya da Türkçesiyle “niçin” sorusu çoğu zaman arada kayboluyor. Simon Sinek’in temel iddiası da tam olarak burada başlıyor: Asıl belirleyici olan soru, neden sorusu.

Altın Çember – Neden, Nasıl, Ne

Kitabın merkezinde “Golden Circle” yani Altın Çember kavramı yer alıyor. Bu çember üç katmandan oluşuyor: Neden, Nasıl ve Ne. Çoğumuz dıştan içe doğru düşünüyoruz; önce ne yaptığımızı, sonra nasıl yaptığımızı anlatıyoruz. Oysa gerçekten ilham veren insanlar ve markalar tam tersini yapıyor. Önce neden yaptıklarını biliyorlar, sonra nasıl yaptıklarını ve en sonunda ne yaptıklarını anlatıyorlar.

“Neden” sorusunu net bir şekilde cevaplayabildiğinizde, bu hayatınız için bir filtreye dönüşüyor. Eğer bu filtre yoksa, karşınıza çıkan her fırsata “evet” demeye başlıyorsunuz. Para kazanabileceğiniz, ilginizi çeken ya da kulağa hoş gelen her iş sizi başka bir yöne çekiyor. Sonuçta aynı anda onlarca tavşanı kovalamaya çalışıyorsunuz ve hiçbirini yakalayamıyorsunuz. Enerjinizi, zamanınızı ve odağınızı parça parça harcıyorsunuz ama ortada somut bir sonuç kalmıyor.

Kitapta geçen “kereviz testi” örneği bunu çok güzel anlatıyor. Diyelim ki sağlıklı beslenmek gibi net bir “neden”iniz var. Market alışverişine bu filtreyle girdiğinizde, indirimdeki çikolatalar, pudingler ya da fırın ürünleri sizi kolay kolay yoldan çıkaramıyor. Çünkü karar mekanizmanız net. Aynı şey iş hayatı için de geçerli. Bir proje, bir iş teklifi ya da bir fikir sizin neden filtrenize uymuyorsa, cazip görünse bile onu elemeniz gerekiyor.

Neden Filterisi ve Firmalar

Simon Sinek kitapta bunu sadece teorik olarak anlatmıyor; çok güçlü örneklerle destekliyor. Bunlardan biri TiVo örneği. 2000’li yılların başında, insanların hâlâ antenle yayın izlediği bir dönemde, TiVo canlı yayını durdurabilen, programları otomatik kaydedebilen inanılmaz bir teknoloji sunuyordu. Bugünden bakınca olağan gelen bu özellikler, o dönem için devrim niteliğindeydi. Ancak TiVo başarısız oldu. Çünkü insanlara neden bu ürüne ihtiyaç duyduklarını anlatmak yerine, nasıl çalıştığını anlatmaya odaklandılar. Oysa “zamanının kontrolünü eline almak isteyenler için” gibi bir mesajla çıksalardı, hikâye çok farklı olabilirdi.

Starbucks da kitabın dikkat çeken örneklerinden biri. Starbucks aslında kahve satmaktan çok daha fazlasını yaptı. İnsanlara ev ve ofis arasında üçüncü bir alan sundu. Rahat koltuklar, sıcak bir atmosfer, çalışmaya ve sosyalleşmeye uygun bir ortam… İnsanlar Starbucks’a kahve içmek için değil, bir his yaşamak için gitmeye başladı. Bu “neden” göz ardı edildiğinde ve sadece maliyet kısma odaklı kararlar alındığında, şirket ciddi değer kayıpları yaşadı.

Apple örneği ise “neden” sorusunu belki de en iyi kullanan markalardan biri. Apple çoğu zaman piyasadaki en güçlü donanımı ya da en ucuz ürünü sunmadı. Buna rağmen insanlar Apple ürünlerini almaya devam etti. Çünkü Apple bir ürünü değil, bir duyguyu sattı. Yaratıcılık, farklılık, sade ama güçlü bir deneyim… İnsanlar teknik özellikleri değil, kendilerini nasıl hissettiklerini satın aldılar.

Bu durum sadece teknoloji ya da markalar için geçerli değil. Ünlülerin giydiği bir ayakkabının değerinin bir anda katlanması da aynı psikolojiyle açıklanıyor. İnsanlar aslında o ayakkabıyı değil, o algıyı ve hissi satın alıyor. Satın alma kararlarımızın büyük bölümü mantıktan çok duygularla şekilleniyor.

Wright Kardeşler ve Harley Davidson

Kitapta anlatılan Wright Kardeşler örneği de bu bakış açısını çok iyi özetliyor. Aynı dönemde çok daha iyi finanse edilen, büyük mühendis ekiplerine sahip rakipleri olmasına rağmen, uçmayı ilk başaranlar Wright Kardeşler oldu. Çünkü onların motivasyonu para kazanmak değil, uçmanın nasıl bir his olduğunu insanlara yaşatmaktı. Nedenleri netti ve bu onları öne taşıdı.

Benim için kitabın en çarpıcı örneklerinden biri ise Harley Davidson. Dünyada binlerce motosiklet markası var ama insanların vücutlarına logosunu dövme yaptırdığı kaç marka sayabilirsiniz? Harley Davidson bir motosiklet değil, özgürlük hissi satıyor. “Ben Amerikalıyım, ben özgürüm” mesajını veriyor. İnsanlar bu yüzden Harley Davidson’ı bir yaşam tarzı olarak benimsiyor.

“Start With Why” bana şunu net bir şekilde gösterdi: Başarılı insanlar ve markalar önce nedenlerini biliyor. Ne yaptıkları ve nasıl yaptıkları bu yüzden anlam kazanıyor. Eğer siz de hayatınızda, kariyerinizde ya da işinizde daha net, daha odaklı ve daha tatmin edici bir yol çizmek istiyorsanız, önce durup kendinize şu soruyu sormanız gerekiyor: Ben bunu neden yapıyorum?

Bu sorunun cevabı, her şeyin başlangıç noktası.

Join 47 other subscribers

One-Time
Monthly
Yearly

Tek seferlik destekte bulunun

Aylık olarak destekte bulunun

Yıllık olarak destekte bulunun

Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir

$1.00
$5.00
$10.00
$5.00
$10.00
$15.00
$50.00
$100.00
$150.00

Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz

$

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Destekte BulunDestekte BulunDestekte Bulun

Tüm Bölümlere Anında Ulaşın

Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :

Leave a Comment