
Hayatın farklı evrelerinde hep aynı soruyla karşılaşıyoruz: “Sevdiğim işi nasıl bulabilirim, bana uygun meslek hangisi?” Bu soru yalnızca 18–27 yaş aralığı için değil, yolun ortasında yönünü yeniden tayin etmek isteyen herkes için kritik. Ben de yıllarca bu sorunun cevaplarını aradım; hem deneyimlerim hem de gözlemlerim, işin kalbinde “özel yeteneği” keşfetmek ve onu görünür kılmak olduğunu gösterdi.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Sevdiğin işi bulmak çoğu zaman kendi özel yeteneğini tanımakla başlıyor. Bazılarımız bu yeteneği çok erken fark eder; ailede tiyatro ya da müzikle ilgilenen biri varsa, sahneye veya enstrümana yönelmek doğal hale gelir. Şarkı söylemek ya da enstrüman çalmak gibi “gözle görülebilir” yetenekler keşfedilmesi kolay alanlar. Fakat internet ve çevrimiçi platformların yaygınlaşmasıyla anladım ki yetenek dediğimiz şey yalnızca sahnede parlayan bir performans değildir; kimi zaman ayrıntıya gösterilen özen, bir problemi hızla çözme becerisi, bir tasarımı sezgisel şekilde iyileştirmek ya da bir işi baştan sona organize etmek de başlı başına yetenektir.
Eğitim bu süreçte önemli ama tek başına yeterli değil. Bir diplomanın sevdiğin işi garanti ettiği yanılgısına sık düşüyoruz. Mühendislik eğitimi alırken benim de içimde “parçaları bir araya getirmek, çözmek, yeniden tasarlamak” arzusu vardı; fakat okul ve ilk iş deneyimleri, bu arzunun her zaman karşılık bulmadığını gösterdi. Kurumsal hayat çoğu zaman görev listelerini tamamlamak ve mesaiyi doldurmak üzerine kurulu. Bu, birçok kişide olduğu gibi bende de “Kendi yeteneğimi nasıl hayata geçiririm?” sorusunu büyüttü.
Burada asıl dönüm noktası, yeteneğin kapsamını geniş düşünmekten geçiyor. Bahçıvanlığın yalnızca “çim kesmek” olduğunu sanırken, bitkilerle heykel yapan bir ustayla karşılaşınca fikrin değişiyor. Berberliği sıradan bir iş sayarken, tekniği ve dokunuşuyla fark yaratan, üstelik bununla büyük hikâyeler yazabilen insanlar görüyorsun. Fotoğraf çekmek herkesin yaptığı bir eylem gibi görünürken, bir başkası aynı kadrajda bir derginin kapağına yakışacak bir dünya kurabiliyor. Demek ki yetenek; en az eforla en çok keyfi ve etkiyi üretebildiğin, tekrar tekrar yapmak istediğin o özel alanda saklı.
“Yetenek var, peki neden bir işe dönüşmüyor?” sorusu da yaygın. Cevap çoğu zaman görünürlük ve pazarlama eksikliğinde yatıyor. Tüketici olarak sosyal medyada vakit geçirmek, bir süre sonra moral bozucu bir karşılaştırma girdabına dönüşebiliyor. Oysa üretici konuma geçtiğinde işin rengi değişiyor: yaptığın işi anlatmak, örneklerini paylaşmak, küçük de olsa bir değer önerisini ürüne dönüştürmek kapılar açıyor. Şans dediğimiz şey de çoğu zaman bu görünürlüğün arkasından geliyor.
Bir diğer gerçek de şu: Yalnızca başkalarının hayalini gerçekleştirmek için çalışmak, zamanla kişide büyük bir boşluk bırakabiliyor. Kurumsal deneyim, disiplin ve çevre kazandırdığı için kıymetli; fakat ömür boyu yalnızca “başkasının sistemi” içinde var olmak çoğu kişinin içindeki çağrıyı susturmuyor. Bu yüzden, düzenli gelirini korurken, özel yeteneğini küçük adımlarla sisteme dönüştürmek en gerçekçi strateji: hafta içi akşamları küçük denemeler, hafta sonu mikro projeler, ilk müşteriler, ilk geri bildirimler… Zaman ister, sabır ister; ama tam da bu şekilde ivme oluşur.
Sevdiğin işi bulmanın özü bence şu: Her insanda benzersiz bir bileşim var. Bu bileşimi görmek için “gösterişli” alanlara takılıp kalmamak, küçük ama ayırt edici becerilere de dikkat kesilmek gerekiyor. Yeteneği tespit ettiğinde bekletmeden bir yapıya bağlamak —basit bir hizmet tarifesi, küçük bir ürünleşme, randevu sistemi, düzenli içerik akışı— onu kalıcı hale getiriyor. Çünkü yetenek, görünürlük ve sistemle buluşmadığında sönümleniyor.
Sonuç olarak, “Hangi işi yapmalıyım ve nerede mutlu olurum?” sorusunun tekil bir cevabı yok; ama sağlam bir yolu var: Kendi özel yeteneğini dürüstçe tanımla, eğitim ve deneyimi araç olarak kullan ama nihai belirleyici sanma, tüketici olmaktan üretici olmaya küçük adımlarla geç, yaptığını insanlara anlat ve bunu bir düzene oturt. Bugün küçük bir adım at: en az eforla en çok keyif aldığın şeyi yaz, onu üç basit adıma böl, bu hafta bir örneğini üret ve paylaş. Yıllar sonra dönüp baktığında, o küçük adımların bir kariyere dönüştüğünü görmek kadar tatmin edici çok az şey var.
Bir sonraki içerikte görüşmek üzere; kendinize iyi bakın.
Tek seferlik destekte bulunun
Aylık olarak destekte bulunun
Yıllık olarak destekte bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Destekte BulunDestekte BulunDestekte BulunTüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :