Çok çalışmak bizi yavaş yavaş öldürüyor mu?

2000’li yıllarda başlayan tekenoloji devrimi, günümüz itibariyle inanılmaz bir yere gelmiş durumda. Artık pek çoğumuz eskiye nazarn çok daha fazla işi daha kısa sürede halledebilir olduk. Fakat iş bitirme süremiz teknoloji sayesinde inanılmaz hızlansada çalışma saatlerimiz hiç azalmadı ve azalmaktan çok artmaya başladı. National Geographic dergisinin yapmış olduğu çalışma saatlerinin bizlerde ne gibi değişimlere yol açtığı ile alakalı bu araştırmayı bu yayında sizler için derledim. İsterseniz daha fazla beklemeden buyrun hemen konunun detaylarına geçelim.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.

Çok çalışma kültürü nerden geliyor?

Aslında yakın geçmişte mesai yapmak ve uzun süreler çalışmak hali hazırda var olan şeylerdi. Amerikada 1800’lü yıllarda haftalık ortalama 70 saat çalışıyormuş. Çalışma süreside çok uzun yıllar bir standarda oturtulamamış. 1890’lara gelindiğinde bu süre 60 saatlere inmiş. Ancak halen bununla alakalı bir yasa oluşmadığından bir eyalette haftada 70-80 saat çalışırken diğer bir eyalette 50-60 saat çaılışıyormuş.

25 Haziran 1938’de, Büyük Buhran’nın yaşandığı dönemlerde, Başkan Franklin Roosevelt, ulusal asgari ücreti zorunlu kılan, çocuk işçiliğine son veren ve fazla mesai ücretine ilişkin düzenlemeler getiren Adil Çalışma Standartları Yasası‘nı (FLSA) imzalamış.

Avrupada ise 2. Dünya savaşından sonra endüstri devrimi yaşanırken haftalık 40 saat çalışma yasası pek çok ülke tarafından kabul edilmiş.

Bizim ülkemizde ise 1936 tarihli İş Yasası ile çalışma süresi günde 8, haftada 48 saat olarak belirlenmiş. 2003 tarihli, ve hala yürürlükte olan İş Yasası’na göre de Türkiye’de haftalık çalışma süresi 45 saat olarak belirlenmiş.

Çok çalışınca bize neler oluyor?

Ofiste uzun saatler çalışıyorsanız, aşırı çalışmanın sağlığınız üzerinde nasıl bir etki yaratabileceğini hali hazırda biliyorsunuzdur. Neredeyse tüm Dünya aşırı çalışmanın insanlara geri dönüşü olmayan zararlar verdiğinin farkında.

Ancak dört günlük bir çalışma haftasına geçmenin, zamanı gelip gelmediği konusunda tartışmalar hala devam ediyor ve bununla alakalı oldukça az sayıda firma ve yine oldukça az sayıda ülke bunu kabul etmiş durumda. Eminim bu yayını dinleyenlerin pek çoğu haftada 4 günden fazla çalışıyordur. Haftada 4 güne geçilsin geçilmesin tartışmaları bir yandan devam ederken pek çok firma bunun tam tersi bir yönde ilerliyor.

Sınır komşumuz Yunanistan geçtiğimiz temmuz ayında, bazı işverenlerin altı günlük bir çalışma haftasını zorunlu kılmasına izin veren bir yasa çıkardı. Öte yandan Samsung firması, yönetici pozisyonunda çalışan bireylerin haftada altı gün çalışmasını zorunlu hale getirdi.

Yüz binlerce hatta belkide milyonlarca insanın maruz kaldığı bu uzun çalışma saatleri, ne gibi etkiler ortaya çıkarıyor gelin birde bu araştırmaya bakalım.

2021’de Dünya Sağlık Örgütü tamda bununla alakalı bir rapor yayınladı. Bu rapor, haftada 55 saatten fazla olarak tanımlanan uzun çalışma saatinin, 2016 yılında felç ve kalp hastalıklarının ortaya çıkmasına ve bundan kaynaklanan 745.000 ölüme sebep olduğunu ortaya çıkardı.

Bu rakam, 2000 yılından bu yana %29’luk bir artışın olduğu anlamına geliyor. Fransada yapılan başka bir araştırma ise haftalık 40 saatlik çalışmanın dahi insanlara fiziksel ve psikolojik zararlar verdiğini keşfetmiş.

Aşırı çalışmanın sağlık üzerindeki etkileri hem doğrudan hem de dolaylı şekilde oluşabiliyormuş. İş yerinde özellikle strese maruz kaldığınızda, keza stressiz bir iş bulmak yada bir iş yapmak bugünlerde artık çok zor, stres kan şekerinde değişikliğe sebep oluyor ve kortizol miktarını yükseltiyor, buda bağışıklık sistemimizi olumsuz etkiliyormuş. Eğer ki bu tarz streslere uzun süreler maruz kalırsanız; yüksek tansiyon, baş ağrısı, endişe, depresyon, sindirim sorunları, kalp hastalığı, kalp krizi, felç veya uyku bozukluğu gibi daha onlarca farklı hastalığa sebep olabiliyor.

Kronik strese sahip olmak

Aslında bu araştırmada en ilgi çekici bölüm stresin kronikleşmemesi durumunda, insanların büyük yan etkiler görmediğinden bahsetmesiydi diye düşünüyorum. Çünkü bir miktar stres hayatımızda her zaman var oluyor ama sürekli olarak baskı altında olmaktan veya iş yerinde başka sebeplerden ötürü sürekli strese maruz kalınca işin rengi değişiyor.

Çok fazla çalışan insanlar iyi uyku uyuyamıyor, sağlıklı beslenemiyor, spordan uzak veya aktif bir yaşamdan uzak kalıyor, insan ilişkileri daha kötü oluyor hatta cinsel hayatı dahi bundan olumsuz etkileniyormuş. İşin en üzücü kısmı ise milyarlarca insan, hayatının büyük kısmını çalışarak ailesine ve sevdiklerine yeterli zaman ayıramadan bu Dünyadan göçüp gidiyor.

Hastalıklar ne zaman ortaya çıkıyor?

Aslında pek çoğumuz uzun çalışmanın zaten insana zarar veren bir şey olduğunun farkındayız. Ancak uzun süreli çalışmanın etkileri öyle hemen gün yüzüne çıkmıyor. Yapılan bu araştırmada uzun süreli çalışmadan kaynaklanan ve ölüme dahi yol açan hastalıkların pek çoğu genç yaşta uzun çalışma sürelerine maruz kalan kişilerde 55 yaş ve sonrasında ortaya çıkıyormuş.

Ne kadar çalışmak, çok çalışmak oluyor?

Haftada ne kadarlık çalışma süresi bizlerin hastalanmasına sebep oluyor? Aslında tam nokta atışı bir rakam ile bu soruyu cevaplamak biraz zor. Çünkü en güçlü yan etkiler 55 saat ve üzeri çalışan bireylerde görülürken ama inşaat sektöründe çalışan işçiler için bu süre 40 saatin üzerine çıkıldığında benzer etkiler görülüyor. Aslında 40 saatin altında çalışmak dahi ideal çalışma süresi olarak görülmüyormuş. Bununda temel sebebi, çalışılan işteki stres seviyesi arttıkça kısa çalışma süresine dahi sahip olsanız bundan yine olumsuz etkileniyorsunuz.

Genellikle 40 saatin altında veya haftalık çalışma günü normalin altına düşürülmüş olan çalışma süreleri insanların sağlığına olumlu etkiler sağlıyor. Bu sayede bireyler daha kaliteli uyku uyuyor daha az strese maruz kalıyor ve iş yerlerinde daha üretken olabiliyorlar.

Bazı ülkeler bunun için çoktan adım atmış durumdalar. Örneğin İzlandada çalışanların yüzde 86’sı dört günlük çalışma modeli ile çalışıyorlar. Danimarkada buna benzer bir sistemi izliyor; yıllık minimum 5 hafta tatil süresi, Danimarkada şart koşuluyor ve haftalık çalışma süresi ise 37 saat olarak pek çok firma tarafından takip ediliyor.

Uzun Süre Oturmanın Sağlık Üzerindeki Etkisi

ABD’de çalışanlar günde ortalama 3.46 saat oturuyor, ancak ofis çalışanları için bu süre 8 ila 10 saate kadar çıkabiliyor. Uzun süre oturmak, yüksek tansiyon ve 2.seviye diyabet gibi kronik hastalık riskini artırıyor. Bununla alakalı yapılan çalışmalarda gün içersinde toplam oturulan sürenin, yani buna işten sonra eve gelip televizyon izlemek ve diğer oturularak yapılan tüm aktiviteler dahil olmak üzere, bu süre 11 saati geçtiğinde, büyük sağlık riskleride ortaya çıkıyor. Uzun süre oturmak omurgada, boyun ve belde ağrıların oluşmasını tetikliyor. Haftalık en az 2.5 ila 3 saat arasında egzersiz yapmak, gün içerisinde ufak yürüyüşler yapmak veya ayakta durarakta çalışabileceğiniz bir masa düzenine sahip olmak oturmaktan kaynaklanan bu tür sağlık risklerini azaltıyor.

Peki Çözüm Ne?

Bu yayını dinlerken, tamam uzun süreler çalışmak bizi öldürüyor ve bu kimseninde istediği bir şey değil fakat, buna çözüm olarak ne yapılabilir? diyebilirsiniz. Pek çok firma uzun süreler çalışmak ile verimli çalışmanın aynı şey olmadığının farkına varamadığı sürece bu iş aynı şekilde devam edecek. Çalışanların daha verimli olabilmesi için kişisel hayatlarınada zaman ayırabilmeleri gerekiyor aksi takdirde iş kazaları daha fazla ortaya çıkıyor, iş yerlerinde daha fazla oranda hata yapılıyor ve belirli bir sürenin ardından üretilen işteki performans inanılmaz düşüyor.

Bir diğer çözüm ise çalışma programları üzerinde esnekliğe sahip olmaktan geçiyor. Kendi çalışma programını belirleyebilen bireyler daha sağlıklı bir iş-yaşam dengesine sahip oluyorlar. Ve daha olumlu bir ruh haline sahip oldukları için buda çevrelerindeki herkese yansıyor. Fakat çalışmak için yaşadığımızda tam tersi etkiler ortaya çıkıyor. Sağlık sorunları, psikolojik sorunlar, olumsuz ruh halleri ve daha bu yayına sığdıramayacağım pek çok olumsuz etki ortaya çıkıyor.

Pek çoğumuz çalıştığı koşulları hemen değiştirecek güce sahip olmasada, ben geleceğin liderlerinin bu konuya çok daha önem veren insanlar olacağına inanmayı her zaman seçiyorum. Özellikle beni dinleyen kitlenin 25 yaş ve altı olduğunu görüyorum ve bu gençlerin ileride yönetici pozisyonlarına geldiklerinde veya kendi şirketlerini kurduklarında iş-yaşam dengesi konusuna çok daha hassas olacaklarına inanıyorum. Belki hemen yarın çalışma koşullarımız değişmeyecek olsada insanları, her zaman birincil önceliğine koyan gerçek liderlerin bahsettiğim araştırmaları ve sonuçları göz ardı etmeyecek kişiler olacaklarını düşünüyorum.

Son Söz

Bu bölümde uzun çalışma sürelerinin bizlerde ne gibi yan etkileri ortaya çıkardığını ve bunun önüne geçebilmek için neler yapılabileceğini inceledik.

Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.

Join 47 other subscribers

Referanslar

Geographic, N. (n.d.). National Geographic. What working long hours does to your body. https://apple.news/AK_4nvRx3TxOeWn0KKR5qaw

Hours of work in U.S. history. EHnet. (n.d.). https://eh.net/encyclopedia/hours-of-work-in-u-s-history/#:~:text=In the 1800s%2C many Americans,workweek’s length has decreased considerably.

Wikimedia Foundation. (2024, June 18). Çalışma Saatleri. Wikipedia. https://tr.m.wikipedia.org/wiki/%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma_saatleri


One-Time
Monthly
Yearly

Tek seferlik destekte bulunun

Aylık olarak destekte bulunun

Yıllık olarak destekte bulunun

Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir

$1.00
$5.00
$10.00
$5.00
$10.00
$15.00
$50.00
$100.00
$150.00

Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz

$

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Destekte BulunDestekte BulunDestekte Bulun

Tüm Bölümlere Anında Ulaşın

Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :

Leave a Comment