Son Kavuncu

Herkese merhabalar, yeni bir yayına daha hoşgeldiniz. Bugün hayatımda karşılaştığım en harika pazarlama ve reklam metotlarından biri olan benim son kavuncu olarak adlandırdığım bir metottan sizlere bahsetmek istiyorum. İsterseniz daha fazla beklemeden buyrun hemen konunun detaylarına geçelim.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.

Yayınları henüz yeni takip etmeye başlayanlar için, ben bir elektrik mühendisiyim ve kariyerimde pek çok farklı işlerde çalışma şansım oldu. Özel sektörde çalışırken bu alanı bırakıp orta doğuya gittim ve arından kendi iş yerimi kurdum. Ve şu zaman aralığında ise yurt dışında mühendislik yapmaya devam ediyorum. 2016 senesinde İstanbulda çalıştığım firmadan ayrılma kararı alıp orta doğuya gitmeye karar vermiştim.

Üniversite eğitimi için 2009 yılından beridir de İstanbulda yaşıyordum. Taşınma kararını verince de haliyle büyük bir telaş benim için başladı ve anneminde yardımıyla yükleyebildiğimiz kadar eşyayı arabaya yükleyip Söke’nin yoluna tuttuk. İstanbul-İzmir istikametinde o yıllarda seyir etmiş olanlar hatırlayacaklardır, İzmir istikametine doğru giderken artık bir yerde otobandan çıkmanız gerekiyordu. Şimdileri sanırım bu yolu yeniden inşa edip otobanı birleştirdiler diye biliyorum. Fakat o zamanlar şehirlerin içerisindeki iki veya üç şeritli eski yollardan gitmeniz gerekiyordu.

Manisa Kavuncusu

Manisa Kırkağaç kavunu oldukça meşhur bir kavundur eğer olurda yolunuz Manisaya düşerse kesinlikle denemeden geçmeyin derim. Bizde Manisadan geçerken yolun kenarında kavuncuları görmeye başladık ve burdan geçerken bu meşhur kavundan en azından 2 adet alalım diye karar verdik. Ancak yol kenarında bir sürü kavuncu vardı ve hangisinin önünde durmaya bir türlü karar veremedik çünkü insanın doğası gereği; sürekli daha iyisi karşıma çıkar psikolojisinden dolayı bir sonraki kavuncuya bakma isteği, bizim pek çok kavuncuyu geride bırakmamıza sebep oldu.

Yolda ilerlemeye devam ediyorduk ve oldukça yavaş gitmemize rağmen, kafamızdaki daha iyisini bulabiliriz algısından dolayı bir türlü hangi kavuncunun önünde duracağımıza karar veremedik ve tam o esnada sağ tarafta bir tabela benim dikkatimi çekti. Bir kartonun üzerine el yazısı ile yazılmış “ Son Kavuncu” demir iki çubuk ile yol kenarına iliştirilmişti ve bir kaç metre sonra bu kavuncunun önüne geldiğimizde arabayı park edecek yer dahi yoktu. Önünde neredeyse 20 den fazla araç aynı anda park etmişti. Ve insanlar, hâlâ bu kavuncunun olduğu, 20 adet aracın önüne araçlarını park ediyor ve yürüyerek kavuncuya gelip ellerinde poşetlerle tekrar araçlarına geri dönüyorlardı.

Son Kavuncu En İyi Kavuncu Mu?

Aslında herkesin durup kavun almasını sağlayan şey bu kavuncunun en iyi kavunu satması değil ellerinde ki son fırsatı kaçırmak istememesiydi. Ve o kavuncu sanırım milyonlar harcayıp en iyi reklam ajansını bulsa bundan daha iyi bir pazarlama stratejisine sahip olamazdı. Büyük ihtimal, diğer kavuncuların da kavunları en az onun ki kadar iyidir ancak son sırada yer almanın avantajını bu kavuncu kadar kimse kullanmamış olabilir. Son sırada yer almak çoğu insan için olumsuz bir anlam ifade ederken bazıları için inanılmaz bir avantaja dönüşebiliyor.

Steuart Henderson

Kavunu alıp memleketin yolunu tutmaya başladığımızda, ben kafamda “acaba bu reklam olmasa o kavuncu ne kadar kavun satabilirdi?” diye düşünmeye başlamıştım. Ve bu olaydan yıllar geçtikten sonra geçtiğimiz senelerde pazarlama üzerine okuduğum bir kitapta altını çizdiğim bir bölüm bu yayının oluşmasını tetikledi. Ünlü psikolog Steuart Henderson pazarlamayı şu sözlerle ifade ediyor; reklamsız iş yapmak, karanlık bir ortamda bir kıza göz kırpmaya benzer, ne yaptığınızı sizden başka hiç kimse bilmez.

Doing Business without Advertising is like Winking at a Girl in the Dark. You Know What You are Doing, but Nobody Else Does.

Steuart Henderson Britt, Famous Psychologist

Reklamsız İş Yapmak

Yaşadığımız çağda yaptığımız işi, ürünü veya hizmeti zaten hali hazırda, her yönden tatmine ulaşmış bir pazarda diğer insanlara duyurmak gerçekten çok daha zor. Teknolojinin henüz piyasada olmadığı yıllarda ortaya çıkan pek çok fikir, ürün veya kişi organik şekilde büyüme ile bir yere ulaşabiliyordu. Fakat teknolojinin ilerlemesi ve her geçen saniye; yeni firma, yeni yüzler, yeni ürünler ışık hızıyla hayatımıza dahil olmaya başladılar.

Ve işin gerçeği artık çoğu ürünü veya hizmeti bir numara yapan şey ürünün kendisinden çok, nasıl pazarlandığı ile alakalı olmaya başladı. Bu sadece ürün yaratan firmalar için değil aynı zamanda kariyerinde yükselmek isteyen çoğu kişi içinde yapılan işten çok, yapılan reklama bağlı olarak bu yükselişler gerçekleşmeye başladı.

İyi ürün mü İyi Pazarlama mı?

Gerçeği söylemek gerekirse, bir şirketi artık bir numara yapan en iyi ürün veya hizmet ne yazık ki değil. New York Times’ın en çok satanlar listesinde bir numara olan kitap, en yararlı ve en dolu olan kitap değil, en iyi pazarlanan kitap. Pek çok kurumda işi veya terfiyi alan kişi en nitelikli ve en sorumlu kişi genellikle değil.

Beğensek de beğenmesek de, toplumun bugünlerde “en iyi” olarak algıladığı insanlar, hizmetler, işletmeler ve ürünler aslında gerçekten bir numara değiller, onlar sadece, en iyi pazarlananlar.

Son Söz

Konuyu toparlayacak olursak, Manisanın en çok satan kavuncusu, en son sırada yer aldığı için değil, en iyi pazarlama taktiğini bulduğu için en çok satan kavuncu olmayı başarmış. Bende şahsen, pazarlamanın üstüne yaptığım çoğu işte düşmedim. Ancak pazarlamaya hiç önem vermeden sadece yaptığınız işin kalitesine odaklandığınızda, ünlü psikoloğun söylediği gibi karanlık bir odada güzel bir kıza göz kırparken çok iyi görünmenin peşine düşmüş olan bir birey oluyorsunuz.

Eğer pazarlama ile alakalı daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz benim oldukça beğendiğim bir yazar olan Simon Sinek’i takip etmenizi, yazmış olduğu “Start with Why” ve “Infinite Game” kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Bu bölümde doğru pazarlama yapılmadan emeğimizin karşılığını niçin alamayacağımızı konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.


Referanslar

Pasqualone, D. (2014, September 18). Winking at a girl in the dark- part 1: Why marketing is so important. LinkedIn. https://bit.ly/3rXpuoQ

One-Time
Monthly
Yearly

Tek seferlik destekte bulunun

Aylık olarak destekte bulunun

Yıllık olarak destekte bulunun

Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir

$1.00
$5.00
$10.00
$5.00
$10.00
$15.00
$50.00
$100.00
$150.00

Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz

$

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Destekte BulunDestekte BulunDestekte Bulun

Tüm Bölümlere Anında Ulaşın

Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :

Leave a Comment