Özel Üniversite Mağdurları

Herkese merhabalar, yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün son 20 sene içerisinde adeta tüm Dünya genelinde bir patlama yaşayan özel okulları, üniversiteleri ve bu kurumların neleri değiştirdiğini konuşacağız. İsterseniz buyrun hemen yayına geçelim.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.

Özel Okul Patlaması

Türkiye de 2002 yılında anaokuldan, liseye ve üniversiteye kadar olan tüm özel okulların sayısı 1.377 adet iken bu rakam 2019 yılında 12.809’a ulaştı. Her yıl yeni açılan özel eğitim kurumlarının sayısı ise yıllık 2 bin adet olarak kayıt altına alınmış.

Bu sayısı aslında sadece Türkiyede değil tüm diğer ülkelerde de artış göstermiş. Bende bir özel okul mezunu olarak bu konuyu hem kendi perspektifim ile hemde bulduğum bazı bulgar ile bu yayında ele almak istiyorum.

2005’te Mühendis Olmak

Ben ilk defa 2005 yılında dershaneye kayıt olmuştum o dönemlerde dershane kültürü yok denecek kadar azdı diyebilirim. Pek çok aile, “çocuklar, hafta içi zaten okula gidiyor bir de hafta sonu da ders mi olur?” diye tartışıyordu. Evet, gerçekten bir zamanlar böyle bir dönem vardı. Tabi birde 2005 yılında ben Aydının Söke ilçesinde liseye gidiyordum. Ve ufak bir ilçe olduğundan dolayı sadece 2 adet dershane mevcuttu. 2000 senesinden sonra okulların verdiği eğitimi yeterli bulmayan pek çok aile ve öğrenci bu kurumlara yönelmeye başladılar.

Artık haftasonlarımda dershaneye programı ile dolmuştu. Ve o dönemler de bu kadar çalışmanın ana sebebi herkesin imrendiği bazı meslek gruplarından birine gelecekte sahip olmaktı.

Youtube ve benzeri platformlarında o dönemlerde var olmadığını düşününce mühendislik, doktorluk, avukatlık, psikologluk gibi meslekleri rehber öğretmenleri bize ballandıra ballandıra anlatırlardı. Aslında 2004-2005 yıllarında bu meslekleri yapan kişilerin hayatları da cidden imrenilmeyecek gibi de değildi çünkü o yıllarda bu meslekleri yapan kişiler hem Türkiyenin en iyi okullarından, 2000 senesi ve öncesinde mezun olmuş, hemde sayı olarak çok az oldukları içinde çok büyük bir değere sahip olmuşlardı.

Aslında hepimizin özendiği o meslekler bizden bir önce gelen neslin sahip olduğu mesleklerdi. Fakat özel okulların bir virüs gibi çoğalacağını kimse bilmiyordu.

Puanın Yetersiz ama Şimdi Sana Bir Fırsat

2009 yılında ben üniversite sınavına girdim ve çocukluktan beridir teknolojiye ve elektroniğe olan ilgimden dolayı bir de çevremde ki herkesin en üstlerde gördüğü mesleklerden biri olan elektrik mühendisliğini seçmeye karar verdim.

Benim hazırlandığım sınav ÖSS idi ve bir sonra ki sene de sistemin baştan aşağı değişeceğini öğrenmiştik. O dönemler Yıldız teknik, İTÜ, ODTÜ ve Ege Üniversitesi gibi üniversitelerde eğitim almak hedefimdi ancak bildiğiniz üzere bu okulların özellikle mühendislik bölümlerinin puanları en üst seviyede ve benim aldığım puan bu okullarda mühendislik eğitimi almama yetmiyordu. O yıllarda özel üniversite denildiğinde Türkiye de tek tük üniversiteler vardı. İstanbulda Bahçeşehir ve Yeditepe gibi üniversiteleri biliyorduk bize en yakın olan (Aydına en yakın olan) özel üniversite ise İzmirde Yaşar ve Ekonomi Üniversitesiydi. Ve bu okulların da eğitim kaliteleri oldukça iyiydi.

Birde yeni yeni açılmaya başlayan özel okullar ve üniversiteler türemeye başlamıştı. Ailem, istediğim bölümde eğitim almamı da canı gönülden istiyorlardı. Burda aileleri suçlamak tabiki doğru olmaz her anne baba çocuğunun istediği bölümde okumasını ister ve bunun için elinden geleni yapar. Ancak özel okullar bu çok saf ve temiz duygudan yararlanmayı çok iyi şekilde başardılar.

Bir yıl daha kaybedip sınav stresini tekrar yaşamaktansa hemen istediğiniz bölümde eğitime başlamak oldukça cazip gelmişti. Ve şahsende eğitim kalitesi açısından da büyük bir fark olacağını da düşünmemiştim. Ardından 2009 yılında üniversitenin kapısından giriş yaptım.

Acı Gerçekler

Üniversiteye başladığım yıllarda sanırım en çok pişman olduğum şey, “okuduğum bölümün hayatımı tam anlamıyla kurtaracağına inanmaktı“. Geçmiş yıllarda benim okuduğum alanda okuyan insanların yaşamına baktığımda her şey gayet hoş gözüküyordu ve sahip olduğum sadece ama sadece bir hedef vardı; oda hiç bir dersten kalmayıp okulu zamanında bitirmekti.

Aynen de bunu yaptım, vizelerde ve finallerde deliler gibi çalıştım, tüm dersleri geçtim ve iyi bir ortalama yaptım. Sadece bunu yaparsam, harika bir hayatın beni beklediğine yıllarca inandım. Yaz tatillerinde ise ne bir adet kitap okudum, ne bir spor yaptım, ne de kendime yeni özellikler katmaya çalıştım. Yaz ayı benim için gündüzleri arkadaşlarımla playstation oynayıp, ardından film veya dizi izleyip, akşamüstü de denize gitmekten ibaretti. Pek çok akşamda sahile gidip sabaha kadar arkadaşlara bir kaç bira içer muhabbet eder ve gün aydınlandığında eve dönerdim. Tam 5 yıl boyunca yazlarımı aynen bu şekilde geçirdim.

Sonunda Mezunum

Lafı çok uzatmak istemiyorum bir gün geldi ve mezun oldum artık hayata atılmaya hazırdım, daha okul bitmeden de bir işe girmeye karar verdim.

İnanılmaz bir heyecanla işe girdim her şeyi gayet güzel hatırlıyorum ve o dönem demiştim ki “para filan istemiyorum işi öğrenmek istiyorum” ben bu işi cidden yapmak istiyorum ve tecrübe kazanmak istiyorum. Çalıştığım firmada, tamam biz seni bir deneyelim dediler. Asgari ücretin bile altında bir maaş aldım ki parada istememiştim aslında fakat ufakta olsa bir para kazanmaya başladım.

İlk defa 2013 yılında da işe girdiğimi aslında düşünürsek o dönem için Türkiye’nin sahip olduğu koşullar oldukça iyiydi, yani kazandığınız parayla aslında belli bir yaşam kalitesine ulaşabiliyordunuz.

Fakat bunu yapan; yani özel okula giden tek insan ben olmadığım için bir anda bu meslekleri yapan kişi sayısı o kadar hızla yükseldi ki bu meslekler değersizleşmeye başladı.

Benim lise yıllarının başında özendiğim elektrik mühendisliği artık eski değerine sahip olmamaya başladı. 2004-2005 yıllarında küçük şehirlerde mühendis bulmak dahi zor olurdu, genelde proje onayları ve denetimleri için Aydın ve İzmir gibi büyük şehirlerde ikamet eden mühendislere ulaşmanız gerekirdi.

Bu Maaşa Çalışmaz isen Çalışma Sen Bilirsin

Yıllar ilerledikçe benim de bu işteki tecrübem artmaya başladı ancak benden sonra mezun olan insan sayısı da çok hızlı bir biçimde arttığı için artık piyasada o kadar fazla sayıda, yani bu özel üniversitelerin böyle bir virüs gibi çoğalması, çok fazla sayıda da mezunun verilmesine neden oldu.

Şantiyede çalıştığım için de zorluklar biraz daha fazlaydı yani hava çok sıcaksa yanıyorsunuz hava çok soğuksa da üşüyorsunuz ya da yağmur yağıyorsa ıslanıyorsunuz. İster istemez birkaç firmaya daha sormaya ve işleri araştırmaya başladım.

Ve ilk defa şöyle kelimeler işitmeye başladım, belki benden önceki nesilde bunları yavaş yavaş duymaya başlamıştır; “eğer kabul edersen sana ancak bu maaşı verebiliriz”.

Fakat teklif ettikleri maaşa bakınca böyle çok mantıksız rakamlar olduğunu görüyorsunuz ve hani bu rakama olmaz dediğiniz zaman ise firmalar artık şunları demeye başladı

çalışmazsan çalışma! bu maaşa bu işi yapacak 10.000 tane adam kapıda bekliyor” gibi cevaplar almaya başladım.

Size teklif edilen maaşın üçte birine dahi bu işi yapacak insan sayısıda artmaya başladı. Bu kişileri de aslında suçlamak mantıksız çünkü okuldan mezun olup aylarca hatta bazen yıllarca işsiz kalan biri ne maaş olursa olsun yaparım moduna giriyor.

Eskiden mumla aranan meslek grupları artık her geçen gün daha da değersiz bir hale gelmeye başladı.

Üniversite Diploması Ne Kadar Önemli?

Bu sadece aslında sadece Türkiye de değil tüm Dünya da bu şekilde olmaya başladı. Çünkü eskiden çok ama çok az sayıda kişi üniversiteye gidip, bitirip bir meslek sahibi oluyordu ve o dönemlerde bunu yapabilmek çok zor bir olaydı. Fakat artık bir üniversiteye gitmek ve istediğiniz bölümü okumak, neredeyse herkesin ulaşabildiği bir şey haline geldi. Böyle olunca da üniversite diploması ile sahip olunan mesleklerin değeri azalmaya başladı.

Eğer hayaliniz öğretmen olmaksa evet üniversiteye gitmeden bunu yapamazsınız yada doktor, avukat, psikolog olmak istiyorsanız hala diplomaya ihtiyacınız var. Fakat diplomayı alsanız dahi işler artık eskisi gibi sadece diplomayı almak ile bitmiyor. İnternet dediğimiz sonsuz bilgi kaynağının herkese açık hale gelmesi tüm durumları değiştirdi ve aynı meslekten olan kişiler arasında dahi uçurum farklar oluşmaya başladı. Artık bir diploma almak ile ne yazık ki işler çözülmez hale geldi. Bilmeniz gereken program sayısı, dil sayısı, sahip olmanız gereken yetenek sayısı her geçen gün durmadan artıyor.

Peki diploma sahibi olmaz iseniz işler daha mı kötü gider? Aslında bu soruya doğru yanıt verebilmek için üniversiteye gitmediğiniz yılları ne için harcadığınızı değerlendirmek gerekli. Eğitim sistemi sürekli olarak birbirinin aynısı insanları piyasa sürüyor, özel okulların da bu işe dahil olması ve eğitimin herkes tarafından ulaşılabilir olması burda ki rekabeti giderek daha da zor bir hale getirdi.

Öte yandan eşsiz işler yapanların değeri bu kitleye göre her zaman açık ara farkla birinci gelmeyi başarıyor. Yani demek istediğim eğer çok kolay yeriniz doldurulabilir bir kişi iseniz size her zaman en az ücret ödenir. Örneğin bir fast-food zincirinde patetes kızartıyorsanız çok düşük maaşlar alırsınız çünkü herkes patetes kızartabilir. Ancak bu fast-food zincirinin kurucusu iseniz yerinizi dolduracak insan sayısı çok limitlidir ve bu yüzden çok fazla para kazanırsınız.

Yeri Doldurulamayan Kişi Olmak

Bu eğitim serüveninin içindiyken aslında anlayamadığım şey “asıl amacın yeri kolay doldurulamayan kişi olmak” olmasıydı. Bunu da yapmanın yolu toplumun büyük bölümünün yapmadığı şeyleri yapabilmekten geçiriyor. Çok fazla disipline sahip olmak, her gün kendini geliştirmek, bir konuda çok ama çok iyi hale gelmek gibi amaçlar herkesin sahip olduğu amaçlar olsada sadece çok az insanın sahip olabildiği ve hayatında uygulayabildiği özelliklerdir.

Belki şu an üniversite sınavına hazırlanıyor olabilirsiniz, yada hali hazırda bir bölümü bitirmek üzere olabilirsiniz belki de çoktan kariyerinize atılmış dahi olsanız, yerinizin ne kadar kolay doldurulup doldurulmayacağını bugün bir tekrardan gözden geçirin. Ve sizin çalıştığınız alanda sizi, yeri doldurulamayacak olan kişi yapacak şey ne? Yada yaptığınız iş, sahip olduğunuz meslek ne kadar kolay şekilde başkası tarafından yapılabilir ve bu işi yapacak ne kadar insan var?

Bu soruları sorar ve kendinize dürüst olursanız yeri doldurulamayacak insan olmak için gerçekten çok çalışmak, aslında sadece çok çalışmak değil doğru alanda çok çalışmanın ne kadar önemli olduğunu farkedeceksiniz diye umuyorum.

Bu bölümde özel üniversitelerin hayatımıza dahil olmasından sonra neleri değiştirdiğini konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.


Referanslar

Carey, K. (2022, November 21). The Incredible Shrinking Future of College. Vox. https://www.vox.com/platform/amp/the-highlight/23428166/college-enrollment-population-education-crash

Clark, P. (2021, December 19). Why college degrees are losing their value: Peter Clark. FEE Freeman Article. https://fee.org/articles/why-college-degrees-are-losing-their-value/

One-Time
Monthly
Yearly

Tek seferlik destekte bulunun

Aylık olarak destekte bulunun

Yıllık olarak destekte bulunun

Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir

$1.00
$5.00
$10.00
$5.00
$10.00
$15.00
$50.00
$100.00
$150.00

Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz

$

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂

Destekte BulunDestekte BulunDestekte Bulun

Tüm Bölümlere Anında Ulaşın

Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :

Leave a Comment