Herkese merhabalar, yeni bir yayına daha hoşgeldiniz. Bugün Dünyaca ünlü ayakkabı ve spor giyim firması Nike’ın müşterileri için tasarladığı özel pazarlama taktiklerini ve bunları nasıl hayata geçirdiğini beraber inceleyelim istiyorum. Konunun detaylarını merak ediyorsanız, buyrun hemen yayına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.

Greg Hoffman’ı belki daha önce duymamış olabilirsiniz. Kendisi “Emotion by Design (Duygular ile Tasarım)” kitabının yazarı ve Nike firmasında uzun bir dönem pazarlama departmanında şeflik yapmış bir yönetici. Kendisi Nike’ın pazarlaması için çalıştığı dönemdeki tecrübelerini yazdığı bu kitapta bir araya getirmiş ve duygu bazlı tasarımın Nike gibi büyük firmalar tarafından nasıl yapıldığını bu kitapta anlatmış. İsterseniz gelin Greg Hoffmanın bu tecrübelerine tek tek göz atmaya başlayalım.
Tasarımla Duygu İlişkisi
Greg Hoffman’a göre Nike’ın en iyi yaptığı işlerden biri hikaye anlatımında müşterileri çok derinden etkileyebilmesi. Nike’ın kuruluş yıllarından beri kullanılan tasarımların arkasında bir hikaye, derin bir duygu ve görsel perspektif bir araya getirilerek ürünler tanıtılıyor.

Nike’ın reklamlarında da fark ettiyseniz genellikle bir sporcunun ilk olarak hikayesini izliyoruz ve kendisi hakkında bir bilgi ediniyoruz. Ardından bir maça veya bir yarışmaya hazırlanırken ki yaşadığı hisleri gözlemliyoruz genellikle ne kadar zor günler geçirdiği veya ne kadar sıkı çalıştığı bizim duygularımızı harekete geçiriyor. Ve en son olarak ürün görselleri bu hikaye ve duygunun bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Vizyon Avantajı
Nike’ın kullandığı bir diğer pazarlama methodu ise kendilerinin “Vizyon Avantajı” olarak adlandırdıkları başkalarının gözden kaçırdığı detayları bulma yöntemi. Nike çoğunlukla diğer firmaların gözden kaçırmış olduğu detayları analiz edebilmek için oldukça fazla zaman harcıyormuş.

Burdaki ana amaç ise tüketicilerin her bir koşul altında verdikleri duygularının özelliklerini doğru analiz edebilmek. Nike için bir tüketicinin endişesini, sevincini, korkularını ve hayallerini anlamak neredeyse her şeyin üzerinde denilebilir. Eğer ki tüketicinin duyguları doğru analiz edilirse Nike reklamlarında ancak bu sayede güçlü bir hikaye yaratabiliyor.

Aslında Nike kadar büyük firmalar bu duyguları analiz etme işine uzun süredir atılmış durumdalar fakat Nike bu işi diğer rakiplerine göre çok daha uzun sürelerdir kafa yorduğu için pazarlama konusunda çok üst düzey bir deneyime sahip oldu. Ve bu yüzden bu duyguları analiz etme avantajlarının Nike’a inanılmaz bir vizyon avantajı verdiği düşünülüyor ki firma içerisinde buna resmi olarak “Vizyon Avantajı Methodu” ismi verilmiş.
Yaratıcılık Nike’ta Bir Takım Oyunudur
Her firmada olduğu gibi Nike içinde yaratıcılık çok önemli bir özellik. Nike’da bunun farkında olduğu için yaratıcılık üzerine oldukça zaman ve para harcıyor. Nike’ın yaratıcılığı bir takım oyunu şeklinde oynayabilmek için yaptığı deneylerden bir tanesi şu şekilde;

Nike, çalışanlarını beyninin sol ve sağ lobunu daha fazla kullananlar olarak ayırıyor ve çalışanlarından malzeme olarak sadece Karton kullanarak bir sandalye tasarlamalarını istiyor.Fakat bu tasarımın aynı zamandan işlevsel olması, yapısal olarak dayanıklı olması ve estetik açıdanda hoş görünmesi şartı konuyor. Farklı sandalye tasarımları günün sonunda tüm ekip tarafından gözden geçiriliyor ve ardından her çalışanın yaptığı tasarıma bakılarak yaratıcılıktaki özellikleri değerlendiriliyor.
Nike farklı yeteneklere sahip kişileri bir takımın içerisinde yaptığı testlere göre yerleştiriyor ve bu ekipler yaratıcılık konusunda bugüne kadar Nike’ı hiç hüsrana uğratmamış.
Merak En Değerli Üründür
Nike sadece kendi çalıştığı alanda değil tamamen farklı sektörlerdeki başarılı ürünleri incelemeye de önem veriyor ve çalışanlarının sürekli olarak bir merak içerisinde olmasını istiyor. Bundan dolayı Nike, çalışanlarını farklı kültürleri deneyimlemeleri için Dünyanın farklı köşelerine gönderiyor ve orda üretilen en mükemmel kalitedeki ürünleri incelemelerini istiyor.

Örneğin bir ekip Japonya’daki en eski kılıç üretimini yapan aileyi gözlemlemek için Amerikadan kalkıp Japonyaya gitmiş. Her kılıcın mükemmel olabilmesi için üretiminde nelere dikkat edildiği ve burdaki el işçiliği dahil olan kısımlarda standardların nasıl karşılandığı en ince detayına kadar incelenmiş.

Yine buna benzer şekilde başka bir ekipte Dünyanın en eski çay evinin peşine düşmüş. Bu ekip çayın burada nasıl toplandığını, nasıl demlendiğini, hangi aşamalardan geçtiğini bir bir gözlemlemiş. Bu ekipler ofise geri döndüğünde yaptıkları tasarımlardan , tasarladıkları pazarlama taktiklerine kadar dahil oldukları alanlarda köklü değişimler yapmaya başlamışlar.

Nike’ın bu methodu bana McDonalds’ın “drive through” yani arabanızdan inmeden siparişinizi alabilme yöntemini tasarladıkları hikayeyi hatırlattı. McDonalds kardeşler Los Angeles’ta ilk defa bir şube açtığında, kardeşler biri her hafta yeme içme sektörüyle alakası olmayan bir işletmeye gidip gözlem yapmaya karar veriyor. Bir gün bir diş hastenesine gidiyorlar diğer gün bir süpermarkete ve en sonunda bir bankaya gitmeye karar veriyorlar.

Banka da o sırada ise bir inşaat devam ediyor, Richard McDonald bu inşaatın ne olduğunu banka müdürüne soruyor ve banka müdürü müşterilerinin bankaya girmeden bazı işlemlerini halletmeleri için binanın yan kısmına ufak bir vezne açmaya karar verdiklerini söylüyor. Bunu duyan Richard McDonald, bunun kendi işletmesi için harika bir fikir olduğuna karar veriyor ve Dünya da ilk defa “drive through” yani arabayla sipariş sistemi bu sayede yaratılmış oluyor.
Çalıştığınız alanın dışında bir şeyler yapmak bence bu yüzden çok önemli ve “Bulunduğun Ortamı Terk Et” adında geçmiş bir yayında da aslında bu konuyu çok detaylı konuşmuştuk; yeni kültürleri tanımanın insana tahmin edemeyeceği güzellikleri sunması burdan sağlanacak faydalardan sadece bir tanesi.
Film Afişi Methodu
Nike tabiki görsel içeriklerin tüketicide ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunun farkında çünkü bizlerin bir görüntüyü işleme hızı, bir metni işleme hızından 15.6 kat daha fazladır. Bu yüzdendir ki çok fazla metinle dolu bir slayt gösterisi bize sunulduğunda bu sunuma çok fazla odaklanamayız ve aklımızda sadece arada bize gösterilen görseller kalır. Nike, ekiplerinden mümkün mertebe hikayelerini bir görselle ifade etmelerini bekliyor.

Nike şirket için sunumlarda yazılı metinler yerine bunu film afişi yöntemiyle anlatılmasını istiyor. Film afişi methodunun temeli aslında şu şekilde; çalışanlar üzerinde çalıştıkları hikayeyi ve vermeye çalıştıkları mesajı bir film afişine dönüştürselerdi nasıl bir şey ortaya çıkardı sorusunu sorup tek bir görsel ile konuyu anlatmaya çalışıyorlar. Bir fikrin afişini yapabilmek hem zor hem de çok etkili bir yöntem çünkü bazen bir görsel yüzlerce kelimelik bir hikayeyi özetleyebilir.
Teknoloji İle İşini Birleştir

Artık neredeyse her sektörde olduğu gibi yapılan iş ile teknolojinin bir araya gelmesi şart. Nike 1964 yılında kurulmuş ve tabiki o günden bugüne çok fazla şey değişti. Yeni ürünleri teknolojiden mümkün mertebe yararlanarak üretmek, pazarlamak ve tanıtmak için kullanmaya da çabalamışlar. Nike kendi websitelerinde alıcıların istedikleri ayakkabı tasarımlarını yapıp sipariş vermeleri için ilk olarak adım atmış. Hatta Barrack Obama dahi kendi tasarımını yapıp ayakkabı sipariş vermiş ve bu tasarım Amerika’da pek çok kişi tarafından talep görmüş.

En son zamanda Nike’ın yaptığı en büyük hamle ise Apple ile Nike’ın Apple Watch için bir araya gelmesi oldu. Nike pek çok spor dalı için hali hazırda uygulamalarını yapıyordu ve Apple ile hem bu uygulamaları hemde Nike’ın spor tasarımları bir araya gelerek çok daha büyük bir adım attı. Apple Watch’un Nike tasarımı en çok satılanlar listesinde uzun süre de yer aldı.
Son Söz
Konuyu toparlayacak olursak, Nike pazarlama konusunda pek çok firmaya örnek olacak adımlar attı ve atmaya da devam ediyor. Nike ürünlerini geliştirebilmek ve daha fazla insana ulaşabilmek için çoğunlukla ilkleri gerçekleştiren firmalardan biri oldu. Nike’ın hikayesini daha yakından tanımak isterseniz de “Shoe Dog Phil Knight” adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Nike’ın kurucusunun bugünlere kadar dayanan ilham verici hikayesini bu kitap çok güzel bir biçimde ele almış.
Bu bölümde Nike firmasının pazarlama taktikleri yakından inceledik.Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir.En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
Referanslar
Hernandez, S. M. (2022, September 21). How nike create emotion by design in 12 visuals. Medium. https://bootcamp.uxdesign.cc/how-nike-create-emotion-by-design-in-12-visuals-4d48d4f657b8
Knight, P. H. (2019). Shoe dog: A memoir by the creator of Nike. Simon & Schuster Books for Young Readers.
Hoffman, G. (2023). Emotion by design. Random House UK.
Tek seferlik destekte bulunun
Aylık olarak destekte bulunun
Yıllık olarak destekte bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Destekte BulunDestekte BulunDestekte BulunTüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :