Herkese merhabalar, yeni bir yayına daha hoşgeldiniz. Bu aralar özellikle pek çok teknoloji firmasının tercih ettiği 4 günlük çalışma modelini beraber inceleyeceğiz. Haftanın 5 günü yerine çalışma süresini 4 güne indiren bu firmaların ne gibi değişimleri tecrübelediklerini merak ediyorsanız, buyrun hemen yayının detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya [patreon] üzerinden bana destek olabilirsiniz.
4 Gün Çalışma Modeli

Bolt, Kickstarter, Buffer, Unilever ve Microsoft Japonya Ofisi çalışanlarının en performanslı nasıl çalışabilecekleri üzerine bazı deneyler yapmışlar ve bu denemelerde çok yoğun, orta ve çok kısa çalışma programları hayata geçirilmiş. İngilterede de yine buna çok benzer bir pilot çalışma yapılmış ve bu denemelere katılan toplam 61 şirketin %90’ı 4 günlük çalışma modelini kalıcı hale getirmeye karar almışlar.
Bu tarz şirketler günümüzde hala azınlıkta olsa da, çalışanlarına ve iş performansına değer veren firmalar bu çalışma modeli için pilot uygulamalar yapmak istiyorlar.

Amerikada 1000 adet işletme ve işveren ile yapılan bir araştırmada bu firmaların %57’sinin dört günlük çalışma için bir pilot uygulaması yapmak istedikleri, %27’sinin hali hazırda bunu uyguladıkları ortaya çıkmış. Ayrıca önümüzdeki beş sene içerisinde 4 günlük çalışma programına geçmek isteyen firmaların oranı ise %45 olarak bulunmuş.
Peki madem firmalarda bu modele geçmeye oldukça istekliyken neden hala bu sisteme geçmeyi başaramadık? Burda da çalışma hayatındaki rekabet bunu baltalayan en büyük sebeplerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Engeller

Haftalık 4 gün çalışma modelinin araştırmasını yürüten Madeline Weirman’a göre, birçok işletme, çalışma haftasını azaltmanın onları rekabet açısından dezavantajlı bir konuma getirebileceğinden endişe ettiğini söylüyor. Rakip firmalar haftanın 5 yada 6 günü çalışırken diğer firmalar 4 gün çalışma modeline geçmekten çekiniyorlar.
Ayrıca işletme sahipleri bunun müşteri hizmetleri ve memnuniyetinide olumsuz yönde etkileyebileceğini düşünüyorlar. İş Dünyasında bu çalışma modelinin bir standard haline gelmesi ancak burdaki haksız rekabetin önüne geçebilir.
Hangi Ülkeler Adım Atmaya Başladı?

Bu model belki belirli teknoloji firmalarında kolayca hayata geçirilebilir fakat hizmet sektöründe bunun hayata geçirilebilmesi için hükümetlerin bunu standard hale getirmesi kesinlikle şart. Bunun içinde geçtiğimiz Ocak ayında Amerikanın California eyaletinde bazı adımlar atılmaya başlandı.
California Kongre Üyesi Mark Takano Adil Çalışma Standartları Yasasında yer alan mevcut 40 saat çalışma modelini 32 saate düşürmek için hazırladığı yasa tasarısı ilgili mecralara sunuldu.
İngilterede Mart ayında bu modeli hayata geçirebilmek için bir tasarı hazırladı. Hükümetler bu modeli bir standard haline getirirlerse Dünyada ilk defa haftalık 40 saat değil haftalık 32 saat çalışma, bir standard haline gelebilecek.

Haftalık 40 saat çalışma modeli 1938 yılında Henry Ford’un ilk olarak yarattığı bir modeldi ve o tarihlerde insanlar 40 saatin çok daha üstünde çalışıyorlardı ve onlar için bu bir devrim olmuştu. Fakat 1938’ten bugüne standard çalışma saati ne yazık ki aynı kaldı.
Teknoloji ile Üretilen İş Miktarı
1938 yılından bugüne hayatımızda pek çok şey değişti. İlk olarak artık tek başımıza değil akıllı yardımcılarımız ile çalışmaya başladık. 20-25 sene önceye kadar bir kişinin ürettiği işin kat ve kat fazlasını bilgisayarlarımız, kullandığımız programlar ve diğer teknolojik araçlar sayesinde üretebilir olduk. Hayatımıza daha henüz dahil olmuş yapay zekada göz ardı edilemez şekilde yenilikleri ve kolaylıkları bizlere sunmaya başladı.

Haftalık 40 saatte ürettiğimiz işin miktarı son 100 yılda 100 kattan daha fazla hale geldi fakat bu hala çoğu işletme için yeterli değil ama bizlerin bu şekilde çalışması ne yazık ki bizlere hem fiziksel hemde psikolojik zararlar veriyor.
Eskiden bir proje taslağı oluşturmak için dahi büyük bir ekibin bir araya gelmesi gerekirken şimdi sadece bir kişi dizayn programları ile bunu yaratabiliyor. Veya gün içerisinde sadece 2 yada 3 adet toplantıya katılabilirken artık bilgisayarlarımızdaki uygulamar ve internet alt yapısının ileri seviye ulaşması sayesinde bir gün içerisinde onlarca toplantıya katılabilir hale geldik. Fiziksel olarak bir yerde olma zorunluluğu kalkınca bu bir yarar olarak gözüksede çalışanlar için daha fazla sorumluluk anlamına geldi.

Sadece iş yerinde değil artık işten çıkınca da iş telefonunuza bakmak, elektronik postaları kontrol etmek gibi sorumluluklarda bizleri her yerde takip ediyor. Almanya bu konuda örnek olacak adımlardan birini attı. Mesai saati bitiminden sonra çalışanları aramak veya e-posta göndermek zorunda olan firmaların bu süreler içinde mesai ücreti ödemesi zorunlu hale getirildi.
Bence oldukça mantıklı bir yaklaşım çünkü artık çalışmak için bir yerde fiziksel olarak bulunma zorunluluğumuz yok ve şahsi zamanımızı iş ile alakalı bir şeylere ayırıp hala bu baskıyı ve sorumluluğu üzerimizde taşıyorsak bunun bir karşılığı olmalı.
Haftada 4 gün çalışmanın faydaları
Haftada eğer 4 gün çalışırsak hem fiziksel hemde ruhsal faydalar elde etmeye başlıyoruz. Bu çalışma modeline geçen kişiler üzerinde yapılan detaylı bir araştırmaya göre haftalık 4 gün çalışmanın şu şekilde faydaları oluyormuş;
Daha az Stres Daha Fazla Sağlık

Haftada 4 gün çalışma başlayanlar daha az stres yaşamaya, zihinsel sağlıklarında olumlu değişimler görmeye ve daha kaliteli uyku uyumaya başlamışlar. Ayrıca bu çalışanlar aileleri ile daha fazla zaman harcamaya ve daha fazla sosyalleşmeye vakit ayırmışlar. Erkeklerin, çocuklarına bakmak için ayırdıkları zaman iki katına dahi çıkmış.
Tükenmişlik hissi de bu esnada en minimum düzeye inmiş, yaşam ve iş tatminin oranı da yükselmeye başlamış.
Daha fazla Mutluluk ve Verim

İngiltere merkezli bir çevre danışmanlığı şirketi olan Tyler Grange, bu modeli hayata geçiren firmalardan bir tanesi. Bu modele sahip olduktan sonra toplam verimlilikleri %22 oranında artmış, kendilerine gelen iş başvuruları %88 oranında artmış ve devamsızlık oranı %66 oranında azalmış.
Ayrıca bu firma kısalan çalışma haftasının çalışanların birbirine daha bağlı hissetmelerine yardımcı olduğunu da gözlemlemiş. Çünkü çalışanlar, iş arkadaşlarıyla kaybettikleri sosyal zamanı telafi etmek için ofise gelmeye daha istekli oluyorlarmış. Tabiki bu bir çevre koruma ve danışmanlık firması olduğu içinde karbon ayak izinin azalması oldukça hoşlarına gitmiş. Çalışanlar kısalan çalışma haftalarından dolayı daha az araç kullanmaya ve dışarıdan daha az sayıda ürün tüketmeye başlamışlar.

Tabi bunun birde kişi bazlı tarafı var, aslında Henry Ford’un kısa çalışma saati uygulamasının en temel sebebi çalışanları düşünmesi değil, çalışanların arabaya ihtiyaç duyacak zamanlarının olmamasıydı. İşçiler haftasonunun tamamına sahip olunca daha fazla para harcamaya ve daha fazla eşyaya ihtiyaç duymaya başlamışlardı. Bu sayede Ford daha fazla araç satışına ulaşabilmişti.
Bizlerde büyük ihtimal 2 yerine 3 günlük hafta sonu tatiline sahip olursak daha fazla seyahat edeceğiz ve daha fazla aktivite yapmak için bütçe ayıracağız ve böylelikle ekonomi de hareketlenmeye başlayacak ve büyüme yüzdesi artacaktır.
Aile ile Geçirilen Zaman

Bu firmanın çalışanları, aile ilişkilerinde bazı gelişimleri fark etmeye başlamışlar. Cuma gününü çocukları, bakıcılar ile zaman geçirmek yerine anne ve babaları ile zaman geçirmeye başlamışlar. Özellikle okul öncesi döneminde çocukların ebeveynleri ile zaman geçirmeleri onların gelişimi için oldukça önemli, bu çalışma modeli ile daha mutlu ve psikolojik olarak daha güçlü nesillerinde yetiştirilmesinin önü açılıyor.
Bundan sadece çocuklar değil eşlerde fayda sağlıyor, aşk hayatınızda ailenizdeki diğer insanlarla olan bağlarınızda daha iyi bir hale gelmeye başlıyor. Keza bu hiçte şaşırtıcı bir sonuç değil, daha az stres ve sorumluluğa sahip daha uzun dinlene bilme ve kendine vakit ayırabilme şansına sahip olan kişiler daha mutlu hissettikleri için bu tutumları çevrelerinede otomatik olarak yansıyor. Fakat gece gündüz demeden çalışan kendine hiç vakit ayıramayan bir kişi çevresine karşı bu kadar olumlu ne yazık ki olamaz.
Son Söz
Konuyu toparlayacak olursak haftalık 4 gün çalışma modeli, çalışanlar için çok fazla olumlu fayda sağlıyor ve uzayan haftasonları cebininizi normale göre biraz daha fazla yakmaya başlıyor. Fakat genel olarak ekonomide bu sayede canlanacağı için aslında bunun geri dönüşü kat ve kat daha fazla olabilir.

Bu modelin uygulanması bilişim sektöründe faliyet gösteren ve bağımsız olan kuruluşlar için şu an bir opsiyon olabilirken, hizmet sektörü gibi alanlarda faliyet gösteren firmaların bu modele geçebilmesi için hükümetlerin bu bir standard haline dönüştürmesi gerekiyor.
Eğer ki haftalık 4 gün çalışma modeline geçebilirseniz veya çalışma planınızı 4 günü geçmeyecek şekilde dizayn etme özgürlüğüne sahip olursanız hem fiziksel hemde ruhsal açıdan kendinizi daha iyi hissedecek daha pozitif bir insan olacak, ilişkileriniz bundan olumlu etkilenecek ve genel yaşam kalitenizde bunda fayda sağlayacaktır.
Bu bölümde haftalık 4 günlük çalışma modelini ve bu şekilde çalışmanın artı ve eksi yanlarını inceledik. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
Referanslar
Lindzon, J. (2023, May 12). Want a 4-day workweek? here’s what it would actually take to get there. https://www.fastcompany.com/90895278/want-4-day-workweek-what-would-actually-take
Liu, J. (2023, February 24). Workers report a 4-day workweek improves health, finances and relationships: It “simply makes you happy.” CNBC. https://bit.ly/3ouqcZ6
Tek seferlik destekte bulunun
Aylık olarak destekte bulunun
Yıllık olarak destekte bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Destekte BulunDestekte BulunDestekte BulunTüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :