Herkese merhabalar, yeni bir yayına daha hoşgeldiniz. Bugün hayatımızda cidden ihtiyacımız olmayan ve gerçekten istemediğimiz şeyler için neden savaşıyoruz bunu inceleyeceğiz. Belki topluluğun bizler için yarattığı imajı takip edebilme uğruna neleri kaçırdığımızdan bahsetmek istiyorum. İsterseniz buyrun yayına geçelim.
Bu arada ufak bir hatırlatma yaptığım yayınları beğeniyor ve destek olmak istiyorsanız patreon üzerinden bana destek olabilir veya dinlediğiniz platformlardan abone olarak yeni yayınlara anında ulaşabilirsiniz.

Pek çoğumuz kendi kurmadığımız bir hayalin peşinden gidiyoruz. Ve mutlu olmak için toplum tarafından yazılmış bir reçeteyi takip ediyoruz. Yapılan sokak röportajlarında mutluluğunu nasıl tanımlarsınız denildiğinde hem Türkiye hem de diğer ülkelerde verilen cevaplar oldukça benzer. Pek çok kişi iyi bir üniversiteden mezun olmayı, bolca para kazanabileceği bir işe girmeyi ,ardından ev ve araba sahibi olup , evlenip çoluk çocuğa karışmak istediğini paylaşıyor. Bunların hiç birinde sorun yok fakat neden milyonlarca insan aynı isteklerde bulunuyor?

Eğer ki bu listeyi takip etmiyorsanız toplum tarafından başarılı olamamış insanlar grubuna dahil olabilirsiniz. Formüle edilmiş bu yaşam biçiminin peşinden koşmamız aslında çokta şaşırtıcı değil çünkü son 50 yıldır mutlu olarak gördüğümüz insanları medyada, televizyonda izlediğimiz film ve dizilerde sürekli olarak aynı kalıpta görüyoruz. Yüksek derecede eğitime sahip , çok zengin, evi ve arabası çok güzel, her zaman yanında olan bir sevgilisi veya eşi var ayrıca istediği tüm maddi eşyalara sahip ve bu yüzden de çok mutlu. Peki mutluluk gerçekten herkes için aynı olabilir mi?
Pek çok araştırmada şunu hep duyarsanız çalışanların yüzde 70’i, 80’i yaptığı işi sevmiyor. Ama bu işleri sevmemelerine rağmen neden bunu yapıyorlar? Şunu düşünebilirsiniz; bu kişiler hayatta kalabilmek için ve temel giderlerini karşılayabilmek için bu işleri yapıyorlar. Aslına bakarsanız temel ihtiyaçların çok çok üstünde gelir kazananlarda bu listeye dahil. Yani gelir düzeyi sadece orta ve alt sınıf olan kişiler değil beyaz yaka olarak çalışan milyonlarca kişide yaptığı işi sevmemesine rağmen bunu yapmaktan vazgeçmiyor.
Sevilmeyen İş

Her sabah uyanıp sevilmeyen bir işe gitmek, istenilmeyen o yerde saatleri hatta bırakın saatleri bir ömrü orda geçirmek ve kazanılan parayla kısa süreli mutluluk veren eşyalar satın almak. Herkes için mutlu olmanın tanımı farklı olabilir fakat pek çok insan kendisini cidden neyin mutlu edeceğini dahi düşünmüyor. Herkes tarafından kabul görmüş mutluluk reçetesini takip ediyor.
Bu reçetede yazılı olanlara ulaşabilmek içinde pek çoğumuz deliler gibi çalışıyor, gece gündüz demiyor ve istemediğimiz bir hayatı yaşayabilmek için hayatımızı harcıyoruz.
Neden Vazgeçmiyoruz?

İstemediğimiz şeyler için savaşmak yeni bir şey demekten her zaman daha güvenlidir. Daha okul çağında bu koşuşturma başlar aslında ve daha o yaşlardayken bile iyi bir üniversiteye gitmek ardından iyi bir kariyer yapmak; nasıl bir karaktere sahip olduğunuz önemsenmeden başarının ön koşulu olarak gösterilir. İyi bir eğitimide iyi bir kariyer ve evlilikte takip ederse başarı ve mutluluk yolunda emin adımlarla yürürsünüz. Fakat bunu yapan milyarlarca insan neden hala mutsuz ve mutsuz olmalarına rağmen neden hala bunu yapmaya devam ediyorlar.
Pek çok kişi kendine oluşturmuş olduğu bu rahat ortamından vazgeçmek istemiyor. Eğer ki çalıştığınız işte sürekli olarak dur durak bilmeden sorunlar boy gösteriyorsa aslında bu size çok açık bir mesaj veriyor fakat pek çok kişi gibi bunu göz ardı edip işin bir parçası olarak görebilirsiniz.

Her ay gelen düzenli kazancı bırakmakta insanların en büyük korkularından biridir; çünkü o maaş size konfor alanı yaratır. Bu konfor alanı maaşın artmasıyla da giderek genişler ve vazgeçilmesi çok daha zor bir şey haline gelir.
Bu durumun aynısı ilişkilerde de genellikle görülür, düzgün ilerlemediğini bildiğiniz bir ilişkiyi pek çok sorun çıkarsa dahi bırakmak istemezsiniz. Karşınızdaki kişinin size uymadığını bilseniz dahi hemen kopmak korkutucu gelir çünkü o kişiye alışmış olmak ve konfor alanından çıkıp ilişkiyi bitirmek her zaman çok daha zordur.
Fakat hem kariyer de hem de aşkta istenilmeyen şeyleri devam ettirmek bir kanser hücresi gibidir. Önce çok ufak miktarda ortaya çıkar farkına bile varmazsınız giderek büyür, büyür ve büyür. Ardından size belirli işaretler verir ve burda müdahale edilirse hala bir geri dönüş şansınız olabilir. Ama bu semptomlar göz ardı edilirse artık kanser her yere dağılır ve geri dönülmesi çok daha zor bir yola girilir.
Bizi en çok ne mutlu eder?

Geçenlerde bir yayın için araştırma yaparken bir makaleye denk geldim ve insanların en çok neyden dolayı mutluluk duygusunu yaşadıklarını inceliyordu bu makele. İnsanlar en çok yaşanılan yeni tecrübelerden mutluluk duyuyormuş maddi eşyaların verdiği mutluluklar çok çabuk sönüp giderken yaşanılan hayat tecrübelerinin geri dönüşleri çok daha yüksek oluyormuş.
Bu tecrübe her insanın keyif aldığı aktivitelere göre değişkenlik gösterebilir. Kimisi için seyahat etmek, kimisi için fotoğraf çekmek, belki yeni lezzetler denemek veya yeni kültürleri keşfetmek sizin deneyimlemek istediğiniz tecrübeyi belirleyebilir. Ve ilgi alanınız dahilinde bu tecrübeler, maddi eşyalara göre çok daha derin bir mutluluk duysunu hafızanıza kazıyor.
Her Şeyi Yarın Bırakmak mı Lazım?

Kafanızda zaten hali hazırda böyle planlar olabilir veya yapmak istediğiniz şeyleri biliyor olabilirsiniz fakat maddi koşullar veya şu an ki durum bunu yapmanıza engel oluyor olabilir. Gerçek hayat pek çok insana kendi isteklerini yapma şansı vermiyor fakat burda kesinlikle bir fakat dememiz gerekli çünkü pek çok insan gerçekleştirmek istediği şeyi çok detaylı araştırmıyor.
Çok samimi arkadaşlarımdan bir tanesi bir Avrupa ülkesine göç etmek istiyordu ve telefonda ne zaman konuşsak bundan bahsediyordu. Sevmediği bir işi yapmasına rağmen oda hayat koşullarından dolayı bir türlü bu işten ayrılamayacağını söylüyordu. Aradan neredeyse 5 yıl geçti ve bu arkadaşım işinde yükseldi daha iyi konumlara geldi ama bir türlü o yurtdışı hayalini gerçekleştiremedi. Türkiyeye geri döndüğümde yine bu konu açıldığında hangi vizeye ihtiyacı olduğunu sordum ve bunu hiç araştırmamıştı. Peki ya uçak bileti ne kadar? Kalacağın yerin bir aylık ücreti ne? Gidince çalışabileceğin bir iş var mı? Yada hangi burslar mevcut? Oraya gidince nasıl bir firmada çalışmak istiyorsun?
Tüm bu soruların cevabı “bilmiyorum” idi. Aslında o hayal olan şeyi bu arkadaşım, ulaşılması o kadar zor bir yere koymuştu ki her ne koşul olursa olsun yapılamaz ancak milyarder olmalıyım ancak harika koşullar bir araya gelmeli ve ben o zaman oraya gidebilirim şeklinde kafasında belirlemişti.
Kimseye yarın git işinden istifa et, hayallerinin peşinden koş, hayat çok kısa gibi klişeleri anlatmaya çalışmıyorum. Fakat görünen o ki biz hayallerimizi kafamızın içinde bıraktığımız sürece istemediğimiz bir hayat için ölünceye kadar savaşmaya devam edeceğiz.
Citations (Alıntılar)
Costa, C. D. (2016, June 30). Why do we fight for what we don’t want? Forbes. Retrieved March 15, 2023, from https://www.forbes.com/sites/celinnedacosta/2016/06/28/why-do-we-fight-for-what-we-dont-want/?sh=17b581842f81
Tank, A. (2023, March 9). Why working 9 to 5 is not ideal for efficient work today. Lifehack. Retrieved March 15, 2023, from https://www.lifehack.org/articles/productivity/why-9-5-joke-and-how-deal.html
Lim, J. (2023, January 17). Can money actually buy happiness? Time. Retrieved March 15, 2023, from https://time.com/6247700/can-money-buy-happiness/
Tek seferlik bağışta bulunun
Aylık olarak bağışta bulunun
Yıllık olarak bağışta bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Bağışta BulunBağışta BulunBağışta BulunTüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :