Bugün sizlerle yakın zamanda deneyimlediğim bir hayat tecrübemden bahsetmek istiyorum. “The Social Dilemma” belgeselini izledikten sonra tüm sosyal medya hesaplarımı dondurma ve mobil cihazlarımı daha az kullanma kararı aldım ve bunu yaklaşık 2 sene boyunca uyguladım. Hayatımda neler değiştiğini merak ediyorsanız buyrun hemen yayına geçelim.
Bu arada ufak bir hatırlatma yaptığım yayınları beğeniyor ve destek olmak istiyorsanız patreon üzerinden bana destek olabilir veya dinlediğiniz platformlardan abone olarak yeni yayınlara anında ulaşabilirsiniz.
Her Şey Nasıl Başladı?

Covid dönedimde bende pek çok insan gibi evde kapalı kaldım ve o sırada yüksek lisans eğitimime devam ediyordum. Pandeminin hayatımıza girmesi ile beraber dersleri online olarak almaya ve hayatımda pek çok şeyi internet üzerinden yapmaya bende herkes gibi başladım.
Covid döneminden önce de sosyal medyada ve mobil cihazlarda harcadığım zamanlar için pişmanlık duyuyordum. Tüm gün insan evin içerisinde olunca bu cihazlara daha da bağımlı bir hale geliyor haliyle ve Netflix’te izleyecek bir şeyler ararken “The Social Dilemma” belgeseline denk geldim.
Bu belgesel sosyal medyanın farklı yaş grupları üzerindeki zararlı etkilerini bilimsel araştırmalarla detaylı bir şekilde anlatan türde bir yapım. Ve yaptıkları pek çok çıkarımı doğru buldum. Ben 1990 doğumluyum yani harika çocukluk geçiren son nesildenim diyebilirim. Bu tür cihazlar benim liseye gittiğim son zamanlarda ve üniversite dönemimde çok büyük bir patlama yapmıştı.
Bundan dolayıda aslında kendimi biraz şanslı hissediyorum, çok fazla elektronik cihazla tanışmadan yetişkinlik döneme geçenler bence bu tarz platformlara çok fazla bağlı olmadan yaşayabiliyorlar.
İlk Adım

Fakat belgeseli bitirdikten sonra kendime ilk olarak 6 ay bu cihazlara temel ihtiyaçlarım dışında kullanmazsam ne olur sorusunu sordum. Ardından tüm sosyal medya hesaplarımı dondurdum; en çok vaktimi alan instagram ile başladım ardından twitter ve yıllardır dokunmadığım facebook ve LinkedIn’i mobil cihazlarımdan sırayla kaldırdım. Sadece olmazsa olmaz denecek uygulamaları telefonumda bıraktım. Neydi bu uygulamalar derseniz; banka uygulamaları, navigasyon, Whatsapp, not alma uygulamarı, spotify, translate, dropbox, amazon, Uber ve gittiğim spor salonunun uygulaması gibi sürekli olarak ihtiyaç duyduğum uygulamarı telefonumda tuttum.
Hayatımda Ne Değişti

İlk hafta belgeselde söyledikleri pek çok şeyi bende deneyimledim açıkçası, sosyal medya ve mobil cihazların bağımlılık seviyesinin uyuşturucu ile neredeyse aynı olduğundan bahsediyorlardı ve bunun doğru olduğunu ilk hafta anladım.
İlk bir kaç gün telefonu sürekli olarak elime alıp ana ekran kilidini açıp vakit öldürecek bir şeyler arıyordum tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi. Özellikle ders çalışmaya ara verdiğimde sosyal medya benim için bir nevi kafa dağıtma yöntemiydi. Fakat telefonumda bıraktığım uygulamaların hiç biri sıklıkla göz atacağım uygulamalar değildi. Yani bir banka uygulamasını sadece bir bankacılık işiniz olduğunda kullanıyorsunuz buda en fazla 5-6 dakikanızı alıyor. Veya navigasyon ile bir yere gideceğinizde vardığınız lokasyona ulaşınca tekrar o uygulamaya ihtiyaç duymuyorsunuz.

İlgi çekici hiç bir uygulamanız olmayınca benim yaş grubumda olanların hatırlayacağı eski bir alışkanlığa geri döndüm; o da gelen eski mesajları okumaktı. Fakat artık kimse eskisi gibi mesajda atmıyor o yüzden buda beni oyalamaya yetmedi.
İlk haftanın sonunda toplam ekran süremi kontrol etmeye karar verdim ve sonuçlar şoke ediciydi diyebilirim. Günlük ortalama 4-4.5 saat olan kullanım sürem 40 dakikanın bile altına düştü. Takip eden haftalarda artık telefonumu çok daha az kullanır oldum ve eskisi kadar bir kullanım ihtiyacı hissetmemeye başladım.
Tatile gidiyorum ama Instagramım Yok

4-5 ay sonra artık ne sosyal medya nede vaktimiz harcadığım diğer uygulamalara olan ihtiyacım tamamen ortadan kalkmıştı taki tatile gidene kadar. Covid’in etkisinin biraz daha azalması ile hayat normale dönüyordu ve yakın bir arkadaşımla bir tatile gitmeye karar verdik. Genelikle insanlar tatillerde bu platformları daha sık kullanıyor. Bende aynı şekilde tatile gittiğimde bir kaç hikaye paylaşır ve bir kaç fotoğrafı da sosyal medya hesaplarıma eklerdim. Sosyal medyasız bu tatil beklediğimden çok daha iyi geçti diyebilirim. Çevrenizde pek çok insan hikaye kaydedip sosyal medyaya fotoğraf atma çabası içindeyken ben sadece o anın tadını çıkaran nadir kişilerden olduğumu farkettim.
💡 Artık bir yerde olduğunu göstermek orda olmaktan daha önemli bir hale gelmiş durumda
Dünyaca meşhur “American Museum of Natural History” müzesine gittiğimizde dışarıda inanılmaz bir kuyruk vardı ve ben çok fazla müze meraklısı biri olmama rağmen 2 defa gezdim bu müzeyi. Fakat müzeyi ziyarete gelen genç yaşlı herkes müzeyi telefon ekranından geziyordu. İnsanlar böyle bir tecrübeyi kendi gözleriyle görmekten çok telefon ekranlarından izlemeyi seçiyorlardı ve orada olduklarını kanıtlama çabası fiziksel olarak orda olmaktan daha öne geçmiş durumdaydı.

Fotoğraf çekilmekte ve o anları ölümsüzleştirmekte herhangi bir sorun yok fakat her saniyeyi buna ayırmak nedense bana çok saçma geliyor.
Son Durum Ne Peki?
Peki ne kadar süre bunu uyguladım ve şu an son durum ne? Yaklaşık 2 sene boyunca hiç bir uygulamaya geri dönmedim. 2 yılın ardından instagram hesabımı aktive ettim twitter ve facebook’u çok fazla kullanmadığım içinde bu uygulamalara geri dönmedim. Fakat bu kadar uzun bir ara verdikten sonra artık Instagrama en fazla yılda 2-3 adet bir şey ekler oldum. Niçin 2 yıl gibi bir sürenin ardından sosyal medyaya geri döndüm derseniz. Tanıştığım kişilerin telefon numaralarına sahip olmama rağmen hiç birini aramıyordum ve aradaki bağımızı çok kısa sürede kopuyordu. Bu platformların insanları birbirine bağlama özelliği beni geri çeken faktör oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan arkadaşlarımla hala iletişimde kalabilmek sanırım bu uygulamalarda gördüğüm tek fayda olabilir.

Bu uzun serüvenin ardından vardığım sonuç ise evet bu platformların artı yönleride kesinlikle var fakat sizi bağımlı hale getirebilecek çok fazla yöntemi de bu uygulamaları geliştirenler her gün arttırıyorlar. Bu kadar uzun ara verdikten sonra artık bu araçları çok fazla arayan biri olmadığımı farkettim. Birde buralardan arta kalan zamanlarlı başka şeylere aktardığım için örneğin bu podcasti yaratabilmek gibi bu platformlara harcayacak çok fazla zamanım yok.
Ne Yapmalı?
Fakat ben 30’lu yaşların başındayım ve olgun birey olarak dahi bu platformdan kopmak uzak kalmak çok zor. Bu madde bağımlıların yaşadığı süreçlerin aynısından geçiyorsunuz ben birde bu teknolojinin içine doğmuş olan nesilleri düşünüyorum.

Acaba onların bu cihazlara bu araçlara olan bağımlılığı ne durumda ve bu gençler, çocuklar ileride bu cihazlardan kopabilirler mi? İşin bu kısmı ise “the social dilemma” belgeselinde çok acı bir biçimde paylaşılmış. Bu cihazları kullanmakta hiç bir yanlış yok ama bunların bir bağımlılık haline dönüşmesi cidden tüyler ürpertici sonuçlar yaratabiliyor.
O yüzden bu araçları kullanırken lütfen biraz daha dikkatli olmaya ve en azından harcadığınız zamanı limitlemeye özen gösterin.
Tek seferlik bağışta bulunun
Aylık olarak bağışta bulunun
Yıllık olarak bağışta bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Bağışta BulunBağışta BulunBağışta BulunTüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :