Bugün özellikle türk kültüründe çok fazla görülen bir endişeden bahsedeceğiz. El âlem ne der korkusuyla yaşanan hayatlardan vazgeçilen isteklerden ve tüm bunların bizlerin üzerinde nasıl etkiler yarattığından konuşacağız.
Bu arada ufak bir hatırlatma yaptığım yayınları beğeniyor ve destek olmak istiyorsanız patreon üzerinden bana destek olabilir veya dinlediğiniz platformlardan abone olarak yeni yayınlara anında ulaşabilirsiniz.
İlk olarak başkaları tarafından onaylanma ve beğenilme hissi nereden geliyor bunu anlamamız gerekiyor. Bizler her ne kadar ilerlemiş ve çok gelişmiş bir çağın içerisinde yaşıyor olsakta beyinlerimiz hala oldukça ilkel ve ilk var olan insan topuluğundan bu yana çokta büyük bir değişim geçirmemiş olan bir parçamız.
İlk çağlarda bağlı olduğunuz kabile tarafından kabul görmeniz sizi hayatta tutacak olan tek şey idi. Eğer ki sürüden koparsanız başka bir hayvan tarafından saldırıya uğrayabilir uyuduğunuzda tehlikeleri sezemeyebilir yemek veya su bulamadığınızda açlıktan dolayı hayatınızı kaybedebilirdiniz. O yüzden bağlı olduğunuz insan grubu tarafından kabul görmek bir nevi ölüm kalım meselesiydi.

Peki üstünden bunca yıl geçmesine rağmen sizce biz bu davranışı geçmişte bırakabildik mi? Bunun cevabı ne yazık ki hayır. İnsan sosyal bir varlık başka insanlar olmadan sağlıklı bir psikolojiye sahip olması ve hayatta kalması cidden zor fakat artık milyonlarca yıl önceki gibi tehlikelerle donatılı bir yaşamımız yok.

Buna rağmen modern yaşamımızda sosyal medya platformları bu korkuları bize daha fazla yaşatmaya başladı hepimiz en güzel çıktığımız fotoğrafı paylaşmak ve mutlu anlarımızı başkalarına göstermek istiyoruz ve paylaştıklarımızın da başkaları tarafından çokça beğenilmesini istiyoruz.
Peki bu beğenilme endişesi bizlere ne gibi olumsuzluklar getiriyor ve hayatımızda ne gibi değişimlere yol açıyor gelin sırayla bunlara bir bakalım
1. Senin için önemli olan şeylere odaklan
Pek çoğumuz kendimizin istediği hayatı değil çok fazla insan tarafından onay gören hayatları yaşamak istiyoruz. Özellikle orta doğu ve asya ülkelerinde üniversite çağına gelen gençlerin herkes tarafından kabul gören beğenilen alanlarda eğitim almaları bekleniyor. Ben üniversiteye hazırlanırken de mühendislik nedir bir mühendisin işi nedir tam olarak ne yapar nasıl bir hayat yaşar gibi şeyleri hiç sorgulamamıştım. Fakat gittiğim dershanede, lisede pek çok insan doktorluk avukatlık mühendislik gibi programları kazananların başarılı olduğunu söylüyordu. 18 yaşımda bu sınavlara hazırlanırken çevremde bir tane dahi akıl danışabileceğim mühendislik tecrübesi olan biri yoktu. Fakat bir anda kendimi mühendislik fakültesinde buldum.

Üstelik ailemden hiç kimse bir defa bile şu bölüm iyi bu bölüm kötü demedi. Fakat süreki olarak insan şunu tarz şeyler duyunca; şunun kızı tıp fakültesini kazanmış falancanın oğlu mühendislik fakültesini kazanmış ne kadar da güzel.
Peki bu işletme fakültesini kazanların veya güzel sanatlar fakültesini kazananların başarısız olduğu veya kötü bir seçim yaptığı anlamına mı geliyor? Tabiki hayır ama pek çok yayında bahsediyorum bizler kararlarımızın pek çoğunu bilinçaltımız ile veriyoruz. O yüzden çevrenizdeki insanlara çok dikkat edin çünkü sizin karar alma mekanizmanızı inanılmaz derecede etkiliyorlar.
Kendinizin istediği hayatı yaşabilmek için araştırmalar yapın şu an internet dediğimiz şey sınırsız bir bilgi kaynağı; örneğin bir yazılımcının hayatı nasıl bir mühendisin veya tasarımcının veya emlakçının bir günü nasıl geçer ne zorluklarla uğraşır anında görebilirsiniz.
YouTube’da geçen yıl keşfettiğim 30×40 Design Workshop diye bir kanal var bu kanalda yıllardır mimarlık yapan Eric Reinholdt günlük yaşamını ve mimarlığın detaylarını paylaşıyor. Uzun süredir bu kadar kaliteli içerikler üreten bir kanala ben açıkcası denk gelmemiştim linkini yine açıklamalar bölümüne bırakırım gözatmak isterseniz oradan ulaşabilirsiniz. Etkili not alma yöntemleri ile ilgili bir araştırma yaparken kendisine denk geldim ve artık her mesleğin detaylarını bu kadar kaliteli içeriklerle izlemek ve gözlemlemek bence teknolojinin bizlere sağladığı inanılmaz bir avantaj.
Ben 90 doğumluyum ve liseye başladığım yıllarda bizlerin böyle imkanları ne yazık ki yoktu o yüzden bolca araştırın okuyun yaşamak istediğiniz hayatı kendiniz seçin başkalarının bunu seçmesine izin vermeyin. Eğer buna izin verirseniz bir gün 30’lu yaşlara gelip ya ben ne yapıyorum bu hayatta diye kendinizi sorgulamaya başlarsınız veya benim gibi 10 yıl mühendislik yaptıktan sonra podcaster olmaya biranda karar verebilirsiniz.
2. Çoğu insan düşündüğünüz kadar size ve yaptıklarınıza önem vermiyor.

Dale Carnegie yayınlayacağı kitap için araştırma yaparken insanların en fazla kullandığı kelimeyi araştırdığında bu kelimenin açık ara farkla “ben” kelimesi olduğunu keşfetmiş. Pek çok insan en fazla kendini düşünüyor ve kendi hayatını anlatmak ve paylaşmak istiyor. Aslında çevremizdeki insaların çok büyük bir kısmı bizim aldığımız kararları yaptığımız hataları o kadar da umursamıyor.
Çok ufak bir süre sadece sizin hayatınız diğer insanların gündeminde kalıyor ve çok hızlı bir biçimde arka plana itiliyor. Yani bizlerin ama el âlem ne der sonra düşüncesi aslında el âlemin pekte umrunda değil. 5-10 dakikalık bir dedikodudan sonra arka plana düşüp bir daha bahsi geçmiyor. O yüzden başkası ne der aman rezil olurum başarısız olurum gibi korkularla hayatınızı biçimlendirmeyin pek çok kişi sizi ve aldığınız kararları o kadar da önemsemiyor. 5 regrets of dying kitabını başka bir yayında incelemiştim türkçeleştirecek olursak ölümün 5 pişmanlığı diyebiliriz. Yaşlı bakım çalışanı olan Avustralyalı bir hemşirenin tuttuğu günlüklerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bu kitapta ölmeden önce insanların pişmanlık duyduğu en büyük şeyin kendi doğrularına göre hayatlarını yaşamamak olduğunu söylemişler.
3. Herkesten onay almayı beklemeyin ve herkese fikir danışmayın
Yaptığınız işin herkes tarafından onay görmesini beklemeyin bu çok zor bir şey. O yüzden herkese fikir danışmak ve fikir danıştığınız herkesten olumlu geri dönüşler almak çok zor. Ben ilk girişimimi kurmak istediğimde çevremdeki herkes bu işin neden batacağını niçin çalışmayacağını söyleyip durdu sadece bir kişi tamamen farklı bir yaklaşımla bana bir geri dönüş sağladı. O kişide yıllardır benim iş kuracağım sektörde tecrübesi olan onlarca başarısızlık ve iflas yaşamış bir mühendisti.

Araştırma yapacaksanız doğru insanlara ulaşmaya çalışıp işin ehli olan ve sizin var olmak istediğiniz alanda çok fazla tecrübesi olan kişilere ulaşmaya çalışın. Bu her zaman iş anlamında da olmak zorunda değil belki seyahat etmek, yurt dışına çıkmak veya bir alanda eğitim almakta olabilir.
Ben her yıl farklı alanlardaki seminerlere katılıyorum ve sanırım bu seminerlerin birinde kayıt olmak için verdiğim e-posta adresi sayesinde bir kuruluş bana ulaştı. Girişimcilik eğitimi verdiklerini söylediler fakat eğitimi verenleri araştırınca hiç birinin daha önce bir girişim kurmadığını gördüm. Bu basketbol oynamayı öğrenmek için daha önce hiç basketbol oynamamış birinden ders almaya benziyor. O yüzden gerçek hayat tecrübesi olmayan insalara bir şeyler danışmayı bırakın sizin moralinizi bozmaktan başka hiç bir işe yaramayacaklar.
4. Herkesi mutlu etmeğe çalışmayı bırakın

Şu hayatta herkesi mutlu etmek bence dünyadaki en zor ve en saçma hareketlerden biri çünkü ailenizin, eşinizin, çocuklarınızın, arkadaşlarınız, patronunuzun sizden her zaman bir takım beklentileri olacaktır. Eğer herkesi aynı anda mutlu etmeye çalışır ve sürekli olarak bunun üstüne bir yaşam kurmaya uğraşırsanız kendinizi mutlu etmeye bir türlü sıra gelmeyecektir. Kimseyi umursamayın boşverin hayatınızdaki herkesi demiyorum ama sizin hoşunuza gitmeyen veya sizin hayattan beklentinizle uyuşmayan istekleri bu kişilerle yeniden konuşun.
Çocukların çok fazla mobil cihaz kullanımı engellemede en etkili yöntem onlardan bunu istemekmiş. Belki kulağa çok saçma gelebilir fakat yapılan bir araştırmaya göre çocuklara baskı yaparak veya mobil cihaz erişimini onlara sormadan kesmeye kalkmak her zaman daha büyük sorunlara yol açıyormuş. En etkili yöntemin onlarla karşılıklı oturup kaç dakika bu cihazlara vakit ayırmak istedikleri sormak olduğu bulunmuş. Aslında konuşmak her zaman en basit ve en etkili yöntem; o yüzden herkesi mutlu etmeye çalışmadan size zıt olan istekleri oturup konuşmak ve neden bunu yapmanın size uygun olmadığını anlatmak uygulayabileceğiniz en etkili yöntem.
5. Hayatın çok kısa olduğu tekrar düşünün

Hayat çok kısa daha kaç gün daha bu Dünya da var olacağımız meçhul ölüm her an hepimizin kapısını çalabilir. Ben günde 4-5 adetten fazla ölümü düşünürüm bunu çok olumsuz bir şey olarak düşünebilirsiniz fakat ölüm yaşadığımız her anı önemli kılan bir olgu. Ölüm olmasa sonsuzluk olsa ne bugün ne yarın ne de bir sonraki sene hiç bir adım atmanıza gerek olmazdı. Bu hayatın sonuna geldiğinizde kendi doğrularınıza ve isteklerine uygun bir hayat yaşamayı mı yoksa artık o saniyeden sonra sizin için hiç bir anlam ifade etmeyen insanlara göre mi hayatınızı yaşamak isterdiniz?
Bir gün hepimizin bu Dünyada ki son günü olacak o yüzden bir kaç yıl sonra umursamayacağınız insanların görüşlerine göre değil kendi amaç ve isteklerinize uygun bir hayat yaşamak sizlerin elinde.
Tek seferlik bağışta bulunun
Aylık olarak bağışta bulunun
Yıllık olarak bağışta bulunun
Aşağıda yer alan miktarlardan biri seçebilir
Veya kendi istediğiniz miktarı girebilirsiniz
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Beni desteklediğiniz için çok teşekkürler 🙂
Bağışta BulunBağışta BulunBağışta BulunCitations (Alıntılar)
Gervais, M. (2019, May 10). How to stop worrying about what other people think of you. Harvard Business Review. Retrieved January 13, 2023, from https://hbr.org/2019/05/how-to-stop-worrying-about-what-other-people-think-of-you
DASKAL, L. (2016, May 12). How to stop worrying what other people think of you. Retrieved January 13, 2023, from https://www.inc.com/lolly-daskal/how-to-stop-worrying-what-other-people-think-of-you.html
Tüm Bölümlere Anında Ulaşın
Yayınlara İstediğiniz Platformdan Erişebilirsiniz :